Bir gün, bu durmak bilmez telaşın sonu yok, dedim kendime.
Baktım, hayat da acıtmış.
Üstüne üstlük, cam kırıklarıyla yaşanır olmuş. Alışılmış.
En kötüsü, iyiye kötüye alışmaktır ya.
Dejavu yaşasan da şaşırmamak, kanıksamaktır ya.
Öyleyse, bir mola vermeliydi alışkanlıklara. Çekip gitmeliydi. Küçük bir çanta yeterdi nasılsa. Yollar da kısalırdı yola çıkınca.
Güzel yollardan geçtim yol boyunca.
Doğanın sayısız rengini, teklifsiz ve alabildiğine cüretkar sunuşuna bir kez daha hayran oldum.
Göl kenarlarında durdum. Durgunluğu seyrederken, sustum.
Yeşil başlı ördeklere ekmek atarken, ötelerden, gölün öte yanlarından başka kuşlar da geldi yemlenmeye. İyi ki bu göller, bu doğa var, dedim. İyi ki var da, bu kuşlara da, göllerde yaşayan diğer canlılara da hayat var. Bize de şenlik, şenlenirken de seyirlik demlenme var.
Cennet gibi bir koyda buldum kendimi sonra.
Sanki burayı Tanrı, cennet diye özenle saklamış.
Ağaçlarla dolu tepelerin, ormanların arasında bir yerde.
Hayatın durduğu, karmaşanın sustuğu, çevrenin hoyratça katledilmediği, doğal varlıkların yok edilmediği bir yerde.
Deniz mi, göl mü, havuz mu, belli değil.
Suda ne bir telaş, ne bir gürültü, ne bir dalga. Doğayla alay etmek gibi algılanmasın diye, dalga koymamışlar buradaki suya.
Sanırsın, burada herşey unutulur.
Cam kırıkları acıtmaz, hayat endişelendirmez olur.
Böylesi bir sükunet, insanı kendinden yeniden doğurur.
Öyle kolay olmuyor; duyulacak en güzel aşk cümlesi gibi: “insan gittiği heryere kendini de götürüyor”
Tek bir farkla belki; doğanın, doğalın ve hoyrat olmamanın kıymeti, işte böyle doğanın kucağında daha çok anlam buluyor. Acıtsın ve acıtılsın istemiyor insan. Artık çok geç demeden, vakit varken korumak istiyor.
İşte lambuka tam o anda ortaya çıkıyor. Yeşil, mavi, sarı renkleriyle beni kendine hayran bırakıyor. Kocaman bir şey ve gördüğüm tüm balıklardan daha hızlı hareket ediyor. Hemen giriyorum suya, etrafımda bir değil, onlarca lambuka. Lakabı; “mohi-mohi”, yani, kuvvetli. Denizlerin kabadayısı, ya da hırçın kızı. Öğrendiğim kadarıyla, aslında o bir açık deniz, okyanus balığı. İnsana hayatı hızla anlatıyor. Artık geri dönüş yok. Lambuka nereye, ben oraya.
Banu AYDOĞAN
Koç Bilgi Grubu Kurumsal İletişim Koordinatörü